17 Mayıs 2011 Salı

Cherry in Lomo Dreams


Mevcut lomography sitem, serverı sağladığımız kişiyle bir daha iletişim kuramadığımız için bir müddettir kapalıydı. Şimdi blogger üzerinden yeniden sitemi güncelleyip,açtım. İlgisini çekenler için site adresim : http://www.cherryinlomodreams.com/

12 Mayıs 2011 Perşembe

110212

kalemim ağırlığını yitireli kaç zaman oldu oysa...
sesimi birilerine duyurma isteği, son çırpınışlarını vere vere tükendi...
ve kaç zaman geçti üzerinden...
ve kaç beden çürüdü...
kaç kişi yitirildi...
kimlersiz kalmak istedim de nasıl kimsesiz kaldım...
hepsi yanıtlardan ibaret sorulardı aslında.
kendi cevabını içinde barındıran cinsten...
gittim de dönemedim...
kaldığım yerlerde, ben hep daha geçmişte kaldım.
kimi beden silkelenmeyi beceremezmiş.
kimi beden hep devrik cümlelerden ibaretmiş.
siyah örtülü bir yatağı fonuma aldım da
ben sanki hep orada kaldım.
arkası derin, arkası karanlık,
arkası beni yutacak kadar simsiyah.

25 Haziran 2010 Cuma

Life For Animals


Daha çok okuyacağım,
Daha çok tasarlayacağım,
Daha çok yazacağım,
Daha çok ağlayacağım,
Yalnızken yapayalnız kalacağım,
ve Suspus olacağım,
Başka bir yerde yaşayacağım.
Yaşamak.
Sus.
Pus.
Nokta.

6 Mayıs 2010 Perşembe

Timothy Archer - P.K.D.


İnsanların meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz. Peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam, dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa,bir hiçim.

18 Nisan 2010 Pazar

Mülksüzler Girizgah (Ursula)



"Bir duvar vardı.Önemli görünmüyordu.Kesilmemiş taşlardan örülmüş,kabaca sıvanmıştı;erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir,bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi.Yolla kesiştiği yerde bir kapısı yoktu; orada yerin geometrisine indirgeniyordu: bir çizgiye, bir sınır düşüncesine. Ama düşünce gerçekti. Önemliydi.Yedi Kuşak boyunca dünyada o duvardan daha önemli bir şey olmamıştı.

Bütün duvarlar gibi iki anlamlı,iki yüzlüydü.Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı....."

8 Mart 2010 Pazartesi

Gece

Annesi sever kızını..Ah elleri kara kızım,ah gözleri kara kızım...
Annesi der kızına; gözlerin kara,benden sebep kara..Peki ya ellerin, ellerin nerde kirlendi kızım..?

Gözlerini kapatır geceye... Gece gözlerini kapatır.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Birileri

Birileri birilerini kandırıyor,birileri hiç sorgulamadan kanıyor.Birileri hiç olmadığını yansıtıyor.Sanki toymuş,narin ve kırılganmış gibi.Zaaflarıyla oynuyor diğerlerinin.Sevgiye ihtiyaç,biraz şevkat ne olur diye yalvarıyor..O bunu hep yapıyor...Diğeri onun perde arkasında yaşadıklarından uzak, kanmak istiyor...Gücünü burdan alıyor...İhtiyaç duyulan olmak arsızca egosunu okşuyor...Seviyor ve de güçlü hissediyor...Birileri bizler yaptığımızda çarmıha gerileceğimiz hatalar yapıyor... Ardından hastayım,güçsüzüm..Bak ben miniciğim diyor...Diğerleri buna kanıyor...

Ben Kimim?
Neresindeyim bu kanı bozuk hikayenin?
Bilir kişi benim! Farkındalıklarımla paralel yaşıyorum.
Ama sessizim..Uyarma mekanizmam bozuk...
Bir de bu bendeki derin yorgunluk...
Silgiyi elime almaya mecalim kalmamış gibi.O yıllarca babanın oturup da eskittiği koltuktan tvye bakar gibi kayıtsız...
Bu hikayede izleyici benim...
Güçlü kelimelerim var...Ardarda geldiğinde korkutucu olmasından korkarak saklı tutuyorum onları...
Midem kalktı... Şimdi kusmaya gidiyorum...


18 Mart 2009 Çarşamba

Bir demet H.C

Sevgili Hasan C'nin kendisine bu akşam yapmış olduğum ziyaretimin ardından,bloğunda bana dair cümleler sarfetmiş olması açıkcası gururumu okşadı.. Ne yalan diyim,egom tavan yaptı.

Hasan C. kimdir?

Genelin ardında yatan,bendeki H.C'den bahsedeceğim elbet.Bundan sanırım 5 yıl öncesiydi, bu zat-ı muhteremin hayatıma girişi.Malum çok sert bir mizacım var benim.İlk tanışmada sevgili Hasan C. görülmeye değer bir mahmurlukla bir iki cümle kurabilmişti bana.Daha öncesinde kendisine dair aldığım bilgi ise şuydu:potansiyel beyin.İlk tanışmanın vehametine verip önyargılı olmadık kendisine. tanıdık,tanımak istedik,tanıdıkça sevdik,bayıldık hatta...

Benim obsesifliğimin yanında onun maksimum rahatlığı hayatı renkli kılan anlar yaşamamıza sebep oldu.potansıyel beyin kavramı kendisine fit oldu benim gözümde de.başımız sıkıştı gittik dertleştik,canımız sıkıldı gidip eğlendik.. keyiflendik.. kendisi bir kültür yumağıdır ki sormayın.Her soruya bir cevap,her merakın bir hikayesini bulabirlisiniz kendisinden.
Kedisiyle yaşar.Boncuk da ilim adamı gibidir.Sizinle muhatap olmaz sanırsınız ama çakalın kulağı sizdedir aslında.muhabbet cıvıksa yanaşma.ilmi değerleri söz konusu olduğunda dayanamaz kendisini birden konunun içinde buluruz. tok bir sesle sanki duvara anlatıyormuş,biz yokmuş edasıyla..ee kendini beğeniyor hayvan..görseniz aynay bakışı bile farklı. saçları olsa geri savuracak ince bir boyun hareketiyle. o derece öz güven sahibi. sanki ışıldak da parıldıyor ışıl ışıl..(lol)
netice de bunlar böyle mutlu bir ikili. hoş sohbetleri,fikir çatışmaları,yaşam sevinçleri derken benim için bazı aksamlar gidip kafa şişirilesi tiplerdir kendileri.

Zamanın birinde bu blog sevdasını sevgili Hasan C. aşılamak istemişti bana.Kendisi eski bir blog yazarı.onun dışında sağlam yazarları olan bır blog sitesi editörüydü. herkesin çok okuyup,çok yazdığı ve de çok bildiği bir site:)şimdilerde kendi için yazıyor. öyle sessiz sakin köşesinde.okunmaya değer zira google bile keşfetti hitlerini.. herkescikler takipte Hasan Paşa'yı..hasanc

Bunların yanı sıra Hasan C. makina mühendisidir efendim.Toplantı toplantı gezer,dillerini hiç bilmediği japonları bile kendine tav eder toplantıdan kanka modunda ayrılırlar.
Bu zat ellerinde bir poşet çikolatayla sokaktan geçer. çocuklara takdim eder. sevgili dedecim seni çok seviyoruz cümleleri arasında veletlere ''yeter la bırakın artık. ben onları sahadaki ustalarıma vericem'' diye gider verir. bölesi bir adamdır.bölesi sevilesidir. candır..

26 Şubat 2009 Perşembe

İstila

Kış uykusuna yatmış gibiyim.. Uyandığım da bünyemde oluşacak açlığın psikolojisinden olucak kabuslar görüyorum.. Uykumda sarılacak eller arıyorum.. Aslında nasıl başlayacağımı bilmiyorum diye başlar bu sözcükler ve ben ona itafen nasıl başlayacağımı biliyorum..Rüyalarımda tecrübe edindim.. Hepsi senliydi..Sana nasıl dokunacağımı biliyorum.. Nasıl sevgimi sunabileceğimi,tek bilmediğim... nasıl yazı kışı uykuyu senli yaşayacağımdı.Senden biraz benden biraz katarak,ekleyerek,sorarak,yanıtlayarak,vurarak,kırarak,koklayıp lezzet alarak yaşarım.. Seni o kadar benzetiyorum kendime, o kadar iyi anlıyorum ki derken hiç benzemiyor hiç anlamıyor ikilemindeyim. Hep anlattık,konuştuk,paylaştık,hep yorduk birbirimizi..Aslında bunlarda bir şeylerin anlamlı yanı olmalıydı.. ya çok istiyorduk yada yalnız kalmaktan sıkılmıştık ve vazgeçemiyorduk.Sakın sorgulama düşünme çünkü ne yazdıklarım gerçek nede yalan ne bana ait ne benim değil.. sadece bu anlattıklarımın neresindeyim bilmiyorum.. tıpkı senin gibi… Aşkı sen tanımla bana.. benim bilmediğimi sen öğret bana? Ask yoklugunda cok ıstedıgımız bulunca da kactıgımız seydır.ask yalnız kalabılcegımız her yerın ıstıla eden seydır.neden din adamları asksız yasarlar?katolık papazları ..tıbetlı rahıpler ..rahıbeler mollalar... onlar hayata empatıyle yaklasırlar..fakat askın nasıl bır hıs oldugunu yasamaktan kacarlar..bunun yerıne bocegı ezmememızı yada onların ruhları olmadıgını soylerler..ask herseyı acıklar .. ask yoksa mutluluk da yoktur..eger askına karsılık bulamazsan mutsuzsundur... askından ayrılırsan mutsuzsundur...yada terkedılmıssen.. Bugüne başlarken iyi olucağını hissetmiştim.. Bugünün güzelliği belki de senden kaynaklıydı..Şimdi kötü anların ne kadar götürüsü varsa onlar da senden kaynaklı...Artık ne oldu ne bitti savaşından uzak,senden uzak yaşanıcak günler var..Yokum..yok olduk.tuz buz olduk..Her cümlede anlamanı bekleyip hayal kırıklığına uğramak saplandı kaldı en derinime.. Aşk eskitir insanı derler. Anlamamışım meğer, eskiyormuş insan... Özlemek çok fena, seni anlamak zorunda olmak daha da fena... Bir ağlamak var içimde. Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi... Nasıl eskidim ben böyle, nasıl eskitildim?.. heryerimi istila ettin

17 Şubat 2009 Salı

The Stranger


Belki birşeyler yedikten sonra bu üşüme hali geçer..Yemek yemeye bile enerjim yok..Sen..Ne kadar yabancısın bana..Tıpkı susuzluktan görülen serap gibi ben de seni açlıktan mı yarattım bu küçük beynim de.. Seninle senin bilmediğin birşeyler paylaşmak istiyorum.. Mevcut mudur? Bu hissiyattan zamanında birileri bahsetmişti bana. hatırlıyorum.. Korkuyorlardı.. Ezildiklerini söyluyorlardı.. Bense kendimi her seferinde sevilmeye değer değilmişim gibi görmeye başlıyordum.. Gücün var.. Korkutmuyor ama... Bilgin var.. Ezilmiyorum ama.. Algının kapılarını açtım sana.. Ne kadar korkutucu olabilirsin ki.. Ne derece yıkıcı olabilirsin.. Küçük dünyalarında ayrıcalıklı yanları vardır.. Büyük egolar arasında küçük dünyalarda ki gibi sevilemezsin örneğin..Hem ben bilmiyorum derken utanmam.. Öğret derim.. Hey yabancı artık ben tanınmayacak haldeyim.. ama sen beni bilmezsin.. bilemezsin. yabancısın.. Yabancı kalmalısın.. Böyle caziben hiç azalmayacak.. Benimse heyecanım hiç tükenmeyecek...

15 Şubat 2009 Pazar

Notebook

Noah - istersen komik olabilirim. dalgın, zeki, batıl inançlı, cesur ve ayaklarımın üstünde hafif olabilirim. her ne istersen olabilirim. sen sadece bana ne istediğini söyle. senin için olurum.
Allie - aptalsın.
Noah - evet onu da olabilirim.

5 Şubat 2009 Perşembe

Little Eva

Kızın babası ölmüş.. Yas tutamıyor.. Kalbi taşlaşmış..
Kızın babası ölmeden önce hor görmüş,aşağılamış..
Şüphe duymuş kız sevgiden..Sarsılmış.Anlam verememiş.
Gözyaşı dökmüş çokca,durmaksızın ve de yalnız,bir başına.
İçindeki tüm tamamlanmamış yanlarını çözümlemiş o anda..
Neden ben yarımım ..Diğer yarım nerde?Benim oldu mu yoksa kaybettim mi?
Ağlarken anlamış..Çok üzülmüş..
Sonra birden kızın babası ölmüş..Yas tutamamış.Ağlayamamış..Kalbi taşlaşmış..
Babasız kalmış,hiç koymamış..
Kötüymüş..Kalbi kötü..
Babası kızı hiç takdir etmemiş..hiç gurur duymamış,hiç beğenmemiş..
Haklıydı babam derdi kız kendi kendine...
Meğer bunun doğruluğuna inanmak için beyniyle oynarmış geceler boyu uzun uzadıya..
Haraba uğratmış beynini..Zarar vermiş.Yok etmiş..
Sonra birden kızın babası ölmüş..Yas tutamamış..
Beyni kalbini de kendiyle birlikte yok etmiş..
Sonrası...
Kız bir başına,babasız ve de kalpsiz kalakalmış..Ama hiç ağlamamış..!

2 Şubat 2009 Pazartesi

White Hope

yazmıyorum..yenilemiyorum..ama sabit de kalamıyorum..geriliyorum..

Giden gidiyor parça parça içimden,beynimden ve de ellerimden..Ekşi bir tad bırakırdı eskiden..Şimdi ise dilim damağım yanıyor cayır cayır..Durmaksızın,soluksuz geri sayım..Ne(ler) yapmak istediğimi biliyorum..Nerden başlayacağımı bilmiyorum..14 yaşımdaki toyluğum,cehaletim bünyemi ele geçirdi..O zamanlar bile gelişime daha açıktım..Umut..Umutlu olmanın kıymetini bilmek lazımmış..Şimdilerde teğet geçmiyor hayatımı UMUT..Karanlığım..Sizi güldürecek birşeyler yazamıyorum..yada bir parça mutluluk dolu anımı paylaşamıyorum.. Ne zaman yaşadım hatırlamıyorum diyemem..Herşey o kadar net ki hafızamda..Küçük tebessümler bıraktığım anlar,kahkalarım,aşklarım,başarılarım,kendimce büyük adımlarım,kendimce heyecanlarım,içimde patlamak istemeyen dışarı vurduğum enerjim,birden sizi şoka uğrattıgım kucaklamalarım,içten öpüşlerim,mahcubiyetlerim hepsi aklımda..Unutmak istemiyorum..Daha kararmasını istemiyorum..

herşey bana özgü olsun diye deliler gibi savaşmanın,isyan bayraklarını korkusuzca çekmenin, erken pes etmeye sebep olucağını bilmiyordum..Bu ağırlık hiç üstümden kalmıcak gibi..Korkutuyor.Korka korka yaşamaya alışmak istiyorum..korka korka sevmeye,korka korka burnumu boka sokup çıkarmaya alışmak istiyorum..Eskiye özlem..Eski Cherry'e özlem sizdekinden daha büyük bende..Aynada gördüğüm, sizin bana baktığınızda gördüğünüzden daha korkutucu,daha çirkin,daha lekeli,kirlenmiş..Öldürmek istiyorum..Ölsün,soluğu birden kesilsin,ben ,ben gibi doğmak istiyorum.Nasıl bu kadar güçlü olabildi, onu bu derece nasıl benimseyebildim,nasıl besleyebildim,büyümesine nasıl izin verdim, işte bunu gerçekten hatırlamıyorum..Onunla tek ortak noktamız müzik..O ne severse ben de onu seviyorum..O seviyor diye değil, ben seviyorum diye.Zira ona benzemek hiç istemiyorum..

İkimizin de tadı ekşidi..limoni..duygular yine şuursuzca iş başında.fonda flamenkonun insanı kıpır kıpır ederken hüzne boğan ritimleri..kiralık ruhlardan kaçmış yasla güzelleşen ve yasla çekilmez olan ezik kalbim. Birlikte bu gece mutluluğa otostop çektik.Durdu..Soğuktan morarmış elleri vardı..İnsanca olan tek yanıydı.''insan doğuyorsun,melek gibi ölmek için uğraşma'' dedi birden..''Kirliyim ben,beyaz bile yakışmaz bana'' dedim..Sırf bu yüzden en doğal haklar diye adlandırılan haklarımın bile hep başkalarının tekelinde olğunu anlattım ona..Ve hayatım boyunca hep nereye nasıl yetişeceğim telaşına düştüm.Şimdi ise içimdeki patlamaların yanısıra umarsızca davrandığımı..içimdeki şeytanı anlattım ona..

O da anlamadı beni..Kurtarıcı da o değildi zaten..Kurtarıcım ona giden yoldu..Ne de olsa ''mutluluk'' hiç mutsuz olmamıştı..Üstelik BEYAZ ona çok yakışır..

18 Ocak 2009 Pazar

Başlık


Kendimi iyi hissetmediğimi söylesem, yine sorunlu insan olur muyum gözünüzde?
Geçerli sebeplerim var.
Şimdi yargılamaya devam edebilirsiniz...
Önemsemeyeceğimden emin bir şekilde, lütfen...

16 Ocak 2009 Cuma

Hüsran Gezegeni

Son aldığım duyuma göre,artık ufomuz olmıcakmış..Aslında hiç ufomuz yokmuş bizim..Bozuldu,tamirde,Jupiter'de derken amaç sadece beni oyalamakmış..Mars'da bir pazar kahvaltısı için neler vermezdim oysa ki.Hem Totoro gezegeninde ki poğaçaların bayat olma olasılığı çok yüksekmiş.Mars'ta herşey taze olurmuş..Totoro'da da yaşardım ne yalan söyliyim..
Bunların olabileceğine inanan ben sadece hayal kuruyormuşum meğer..
Benim küçük kaykayım ve ben şimdiler de Hüsran gezegeninin yolunu tuttuk..Ne büyük hayal kırıklığı bir bilseniz..
Bu gece ben içmedim..Hayır overmod da takılmıyorum..Hepsi gerçekti..Sonra cam gibi tuz buz oldu..Başımız sağolsun..

15 Ocak 2009 Perşembe

Uçuşurken Kebelekler

Biraz susmak istedim..Biraz sakin kalmak. Bu minik mavi gezegen hızla dönüyor..Farkedebiliyorum.Bir bakıyorum minik yıldızlarım üzerimde, bir bakıyorum kaybolmuşlar..ilk önceleri panikliyordum..Bütün yıldızlarım öldü mü şimdi diye ağlıyordum..Her seferinde yeniden doğuşunu öğrendim..her seferinde merhaba diyeceklerini bilerek uyudum onların mavi gecelerinde..

cizıss filime akşam yemeğini vermeyi unuttum..(reklam yaptım evet pembe kulaklı bir filim var..Porshedan daha pahalı)karıncalar ne kadar da çoğaldı birden..Çok yiyorum demekki .. Şimdilerde anladım karıncaların neden bunalımlı insanları sevdiğini..
Bunalımdayken yemek yiyenleri..

Müzik ne güzelde çalıyor..Ben bir sirkte çalışıyorum..Küçük dağınık karavanımdan yazıyorum sizlere. Ahh geldi işte Hey ÇERi, ne yapıyorsun burada senin sıran geldi diyor, sizi eğlendirmek için burnuna taktığı o kırmızı topu düzeltirken Palyaço..
Sadece kendi dünyam ..Sadece biraz tadını çıkarmak istiyorum diye üsteliyorum..

Hey ÇERİ burası senin dünyan..Uyan artık diyor..Tokat gibi ağırlığının farkında mısın diye isyan ediyorum..
Yeterince cesaretli değilim..Yine sizi eğlendirmek için hepinizin korktuğu ASLAN'la sahneye çıkıyorum..
Yapmak istediğim bu değildi..Ama korkularla yüzleşmeyi kim ister ki..

Tanrım bu şarkı beni hüzünlendiriyor..Hadi yeniden çal..

14 Ocak 2009 Çarşamba

Friendly Stupid Girl

Geçen yıl bana verdiği manevi destekleri unutamayacağım dostum Cano..
Konuşmalarımızdan birinde söylediğin bir kuple sözü defterlerimden birine not almışım..O dönemde sarfettiğin bana harcadığın bu anlamı derin sözlerin beni nasıl ayakta tuttuğunu en iyi ben bilirim..

''Sende mi güç yok güldürme beni.Sen kocamansın.Sen insanlara acıyıp yanına alıyorsun..Bıraktığında onlar düşüyorlar yere.Sen hala aynı yerdesin.'' CANO-15.07.08/17:10


Geçen zaman boyunca test ettim onayladım Cano..Kimsenin yaşananlardan ders aldığı yok..Kimse yıpranmıyor çünkü birşeyleri tartmaları gerektiğine dair yeterince vicdan yapmıyorlar.Neticesinde yine zarar gören benim(biziz)..Bir bilsen neler yüklendi şimdilerde taşımaya haceti kalmamış omuzlarıma..Komşum Totoro Kazık Attı Bana..Oysa ki ne kadar da arkadaş canlısıydım..

Ben düşüyorum..Dibini bile görüyorum bu sefer..

12 Ocak 2009 Pazartesi

Sıkıldın Sen

Evet haklısınız..Bazen çok küçük görünen şeyler için gereksiz heyecanlanıyorum. anlamsızca, delirircesine mutlu oluyorum..Küçük bir cin var içimde, sanki durmaksızın tepiniyor..Siz beni sadece o benim içimde uyurken seviyorsunuz..Benim sevilmeye, sevmeye değer bulduğumu itiyorsunuz..Hani bazen boynum bükük,hevesim kursağımda kalmıyor değil.Ama denedim..DEĞİŞEMİYORUM.

10 Ocak 2009 Cumartesi

Good Friday

Birilerinin yalnızlığınızı doldurduğunu hissedip,ardından herseyin twitter kadar anlık
olduğunu anladığınızda,yine o birileri için beklemeyi kesebileceğini düşünürsünüz
ve bunu başaramazsınız..aslında sadece yalnızlığı yaşamaktır amaç..

-neden o aptal tavşan kıyafetini giyiyorsun?
-sen neden o aptal insan kıyafetini giyiyorsun?

çagrışımların canı cehenneme bazı bazı. Beynimi zedeliyorlar..

and the end. today was good friday?

8 Ocak 2009 Perşembe

Motionless


Buram buram yalnızlık kokuyor insan hayatları..Terkedilmişlikler,hatalar,kırılmamış kabuklar var bünyede ve bünyeye zarar urlar kaplamış beyinleri..Sorular soruluyor ve aslında bütün soruların cevapları biliniyor..Karabasan oturmuş sanki üstüne de sesin çıkmıyor..Bir bakıştan anlaşılası, bir ah dediğinde hissedilesi acıların var aslında..Farkedilmedikçe değil de, farkedilipte gözardı edildikçe deliren,çığrından çıkan duyguların var.İçindeki bu sessizliği nasıl bozar,dışındaki bu sömürgen gidişe nasıl son vermelisin?Seni durduran herşeyin,seni durdurmak için varolduğu bu dünyada hayatın sana sunulmuş bir mucize olduğunun bu derece farkındayken, neden bu gidişata bir son veremiyorsun?Anlamsız, çelişkili durumların, beyne savaş açtığı, haraba uğrattığı anların hepsine neden boyun eğiyorsun?Kişilerle yaşadığımız ego savaşlarından ziyade daha ürkütücü olan bu özgüven kaybına son vermenin bir yolunu bulabilirsin..Başarıyı ,mutluluğu teğet geçmek için hiçbir sebebin yok görünürde.Halkanın içine dahil olmalısın neticede.

7 Ocak 2009 Çarşamba

Kene

dünyaları sunabileceğim bünyelerin, esasında beş para etmez yaratıklar olduğunu anladığım da çok yıkılmadım..ahlaki konular da gel gitler yaşıyordu ne de olsa zaman zaman.. ''Beni tanıyanlar bilir'' diyeceğim ama bu olaydan sonra tanıyanlardan da şüphe duyuyorum ve bu artı parantezimi genele itafen yazıyorum.. Benimle eğlenebilirsiniz, dalga geçebilirsiniz ama küfür edemezsiniz hakaret edemezsiniz.. Siz böyle olduğunuz da benim hayatımın bir parçası olmaktan çıkarsınız.. Dışlarım sizi. Görmezden gelirim..Sakince ve pürüzsüz bir şekilde hayatımdan çıkmanızı istedim.Sonucta bu bir ego tatmini savası değildi..Ama malesef siz durumu buna çevirdiniz..Üzgünüm kurduğunuz cümlelerin hiç bir alt yapısı yoktu.. Hiçbiri mantıklı cevaplar değildi... Zira biz yani sizin seviyesiz diye nitelendirdiğiniz, benim birikimli, oturup kalmasını bilen, insan seven, hayata anlamlar yükleyebilen, ilişkileri ego tatmini savasına değil de hayat görgüsüne dönüştürebilen, birbirinden birşeyler öğrenebilen dostlarım ve ben, sizin savunmalarınızın içeriğinde baştan sona hakaret olması durumundan sizin adınıza rahatsız olduk.. Acıdık.. Çünkü acınasıydınız..Savunmalarınız saldırılara hitap etmiyordu... Savasmanın da bir onuru var.. Bazı insanlarla (!?) savaşabilecek kadar değersiz değil ne yazık ki zamanımız.. Susmanın erdemliğiyle kahkahalarımı dostlarımla atmaya devam ediyorum.. Hayatı yakalayabileceğinizi hiç sanmıyorum yada en azından kendi zamanınızı oluşturabileceğinizi.. bu acizlik kalıcı.. üzülüyorum...

5 Ocak 2009 Pazartesi

...

Filistinli bir çocuk bugün bana ''anne bu gece seni korkarak seviyorum..'' dedi..

30 Aralık 2008 Salı

Petit Prince



büyükler sayılara bayılırlar..Yeni bir arkadaş edindiniz diyelim onun hakkında hiçbir zaman asıl sorulaması gerekenleri sormazlar.Sesi nasıl?demezler örneğin, ya da hangi oyunları sever? Kelebek koleksıyonu var mı ? diye sormazlar.Onun yerine kaç yaşında derler?Kaç kardeşi var?kaç kilo? babası kaç para kazanıyor? Ancak bu sayılarla tanımlayabıleceklerini sanırlar arkadaşınızı..

(ben henüz büyümedim)

Beyaz

Farkındalıklarımda uzakta bedenimdeki o sancılı yanma hissiyle uyanalı ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Bu beyaz oda..Sanki aydınlatmak için değil de kör etmek adına yanan bu beyaz ışık..Bu içinde saplanıp kaldığım deli gömleği..farkındayım.peki kim bu ruh hastası...geç kalmışlığımın telası buram buram terlememe sebep oluyor.. gözümü açtığımda kan gövdeyi götürmüştü. kalbim odanın en buz tutan köşesinde ölmeye mahkum yığılmış sereserpe.. Gözlerim başa bi diyarda yere düşen bardaktan dökülen suyun içinde yaşlı... Kapatmış kendini bu gri gezegene..Şimdi daha siyahında bildiği herşeyi yeniden sorguluyor..ölülere danısıyor..içimden 100'e kadar saymaya başlıyorum hemen.. Bittiğinde bir tek odanın beyazlığı kalıcak biliyorum.. Bana baktığından gözlerimden kalbimi görebileceksin.Çünkü sen bana baktığında kalbim de gözlerim de benimle olucak.. Sadece 100'e kadar saymamı beklemelisin.İnce ince gelen sesi dinleyebiliriz bu sürede..En derinde olanını..Birlikte diğer yarımızı unutabiliriz..Bir yarısı unutulmuş kız olurum ben .. sen se diğer yarısı unutulmuş oğlan..Tamamlayabiliriz diğer yarımızı.. İki kadeh gibi tanışır vücudlarımız.. Beyazlığa kan kırmızı çok yakışır..

tabi bu anlattıklarımın hiçbiri seni hiç bağlamadı..Çünkü bu benim alfabem.. benim sistemim...Yatak altına düşmüş gizli kalmış yanlarımla,o ıssız dar geçitten geçip keşfedilmeyi bekleyen gizli arkabahçelerimle bu benim gezegenim..En grisinden..

Henüz 100' kadar sayamadım..Gittin mi?Bu fondaki sessizlik hiç içaçıcı değil...kendisi hasta olma sebebim..

28 Aralık 2008 Pazar

Kemiksiz

Hayret verici bir çeşit kozmik yakınlaşmanın içindeyiz.Benim bütün hücrelerim gökkuşağı yiyip kelebek kusarken sana, sen her saniye yalan söylüyorsun bana.Bu noktada şarkımız biraz tizleşiyor..Senin sesin yetmiyor.Titriyor ve ben senin yine koca bir yalanla dans ettiğini anlıyorum.süper zeka değilim ama sen çok safsın..

High Fidelity

hangisi önce geldi; müzik mi,sıkıntı mı?
çocukların şiddet dolu filmler izlemesinden endişe duyuluyor.
şiddet kültürünün etkisinde kalacakları düşünülüyor.
kimse çocukların kalp yarası,dışlanma,acı,sıkıntı ve kayıplarla ilgili binlerce şarkı dinlemesinden endişe duymuyor.
sıkıntılarım olduğu için mi pop müzik dinledim?yoksa pop müzik dinlediğim için mi sıkıntı bastı?

''john cussack'' dan seyircisine...

23 Aralık 2008 Salı

Gel Bir de Burdan Yak

Size Sunduğum Sevgiyi Hunharca Kullanırsanız, Ağaç Meyve Verdiğinde Size Ya Meyvelerin Çürükleri Düşer Ya da Yalnızca Kurtlarıyla Muhatap Olmak Zorunda Kalırsınız...

18 Aralık 2008 Perşembe

şikayet

hayat sürekli küfrediyor anne.. çok edepsiz..

Ezik Bünyeler

uyuyamıyoruz... saati sabah ediyoruz. kireçlenmiş omuzlarımız ağrıyor..yaş ilerliyor.. ilerledikçe dibe doğru düştüğümüz boşluğun çapı daha da büyüyor.. çocuksu korkularımız yeniden sarıyor bünyeyi..küçüğün içinde kaybolmayı severken, büyükte yokolmaktan korkuyoruz..geç yatıyor erken kalkıyoruz. sanki bedenimiz 80 yıl bize yeticekmiş gibi dilediğimizce tüketiyoruz onu..aynaya baktığımızda sarsılıyoruz..silüetimizin dünle olan uçurumu canımızı sıkıyor.. zamana karşı koyamıyoruz..dünki çocuk yaşlanıyor. aynadan düne bakıyoruz.. kimi anlamsız kimi öylesi derin acılarımızı biraz olsun es geçebilmiş olmayı isterdim diyoruz.. zamana bu kadar yenilmezdik diye düşünüyoruz..sonra yeniden gündelik yaşamımıza dönüyoruz..gecelerimiz yine uzun gündüzler yine sıkıntılı... her silkelenişimizin ardından yeniden omuzlarımızı yere indiriyoruz. sanırım biz hiç bir zaman küçük polyannadan nasibimizi alamayacağız..

17 Aralık 2008 Çarşamba

Yalnız Kalmak İsterken Konuşma İsteği Sebebiyle...

Bir blog dolusu ağlayasım var ama çokca düşünmeme rağmen tek bir cümle kurmaya hacet bulamadım kendimde koca gün..Gerçeği yüzümde hissediyorum yine.esiyor usulca.Farkındalıklarımdan nefret edyorum.. Beni ölesiye güçsüz kılıyorlar.Sunulan tüm sevgilerin yapaylığı benliğimi altüst ediyor..Gözümden süzülmek için çırpınan bir damla gözyaşı satır satır sele dönüşüyor.Bu olasılıklara maruz bırakılırken kendimi sevmiyorum kendimi itiyorum kendimi yitiriyorum..aynaya bakıyorum..yüzümü güzelleştiremiyorum.Oje sürüyorum ellerime bir parça renkli hayattan tatmak adına..Oysaki bir yandan kente karanlık düşüyor..Ben siyah gece siyah..Ağzımda sigaram..Dumanında boğuluyorum..Hala acemiyim.Dost görünen bünyelerin elinde oklava.Akıllanmalısın derken vurup kırıyorlar..acemiyim dedim ya gül biter diye bekliyorum..Safca.. Mor menekşeleri de severim ben.. Sorun değil..diyorum..

16 Aralık 2008 Salı

Günün Özeti

İtalyan kökenli ailenin alaman usulü takılan kızlarına ve nane-limona fena halde gıcığım..

4 Aralık 2008 Perşembe

Ders Notları _1


Boş derslere özlem duyan öğrenci benimle aynı şarkıyı mırıldanmaya başladı okula giden asfalt ve işlek yolda.Gideceği yeri biliyordu.O büyük tek kişilik beyaz masa ve masaya göre yüksek rahatsız edici taburesi.Yine aynı yüzler.. Artık ne üretebiliceği ne de tüketebileceği birşeyler sunmuyordu ona bu yüzler..Belki de sırf bu yüzlerden sıkıldığı için artık o masa da beyaz değildi.Onlarca bambaşka karakterler yaratmıştı o masanın üzerinde ..Rahatsız ediyordu beyazlığı ve rahatsız ediyordu aynı yüzler...
Hocanın beyaz tahtaya yansıttığı notlardan okuyarak anlattığı dersin ona ne katabileceğini defalarca sorgulamıştı zaten.Artık kafa yormuyordu buna.Epey de ileri gitmişti sanırım bu konuda.Sanki kulağına taktığı o kulaklıktan gelen muzikle birlikte sadece dış ses algısını yitirmekle kalmamış,tüm duygularını da yitirmişti.Ona bakan gözlerin duyarsız diye damgalaybilecekleri bir duruş edinmişti farkına varmadan.Hep dibe vurmak üzereyim diyordu.
Sadece hissiyattan ibaretti bu cümlenin ağızdan çıkış sebebi.Yoksa düşerken dibi hiç görmediğini O da biliyordu.Görüntüsüyle bütünleşmeyen ruh hali boğuyordu onu.Hayatındaki sıkıntıların basit çözümlerini bulabilecek kadar tecrübeliydi, fakat çevresindeki bu tekdüze yüzlerin baskısı, onun çözüm süreçlerini kısıtlıyordu.Kendini deli gömleği içinde gibi hissetmek ne demek artık O da biliyordu.Sıkışıp kalmıştı.Yüzünü eğerek, saçları arasına saklarken de sorguladığı tek şey özgüveniydi.Yitirmiş miydi bunu artık.İnsanların ona bakmasından duyduğu rahatsızlıkla bu soruya kesin cevaplar veriyordu kendi kendine.Yitirdiğine inanmıştı..Yitirmişti özgüvenini.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Tavsiye

bu aralar rüzgarın sesini dinliyorum sürekli... hep hüzün ve huzurun bir aradılığını sorguluyorum.. inanmıyorlar... benım acılarım mutlulugumla dogru orantılı artık..içimde patlayan kederım dısarı vurdugum enerji... siz sadece suursuz dıye adlandırıyorsunuz.. sanırım hepınız sığ görüşlüsünüz..resete basın. yenileyin kendinizi.

1 Aralık 2008 Pazartesi

30 Kasım 2008 Pazar

iyi niyetler hep suistimal

bu gece iyi niyetlerimi, boyumdan büyük çabalarımı haketmeyen herkesi bir çırpıda hayatımdan siliyorum..esasında bir çırpı demek de fazlasıyla yanlıs olucak. sabır taşı çatladı desek daha dogru olur..
25 yaşındayım. kimsenin beni rencide etmesine boyun eğecek yaşta değilim artık. üstelik maddi manevi bütün zorluklarıma rağmen gözlerde bir tutam mutluluk görmek niyetiyle harcadığım çabaları haketmeyenler tarafından yerden yere vurulmak için artık çok geç...
mevcutta olan bir takım haklarım varsa helal olsun.. ama bundan sonra benden size hak geçmesin... nice mutlu yıllara... sağlam dostluklar pazarda domates fiyatına satılıyormuş.. buyrun istediğiniz kadar domatesin suyunu cıkarın..

28 Kasım 2008 Cuma

elemantary_reaction


gözlerim yuvalarıyla olan ilişkisini kesmek için can atıyordu ilk zamanlar.. bilmiyordu akan zamana karşı koyamayacağını ..zaten bunu defalarca yaşayacağını.. önce gözler yuvalarından fırladı..ardından feri gitti..tenim solgulaşıyordu.. hava bulutluydu o zamanlar..çok caba harcadı, yeri es geçip göğe deymek için eller..dağıttı bulutları..şimdi hava parçalı bulutlu..bir gri bakıyor ki sorma..o gün bugündür ellerim titrek..titrek ellerim aşka ilmek atıyor her defasında.. atıyor ama söküksüz tek bir sıra yok... eller ayrı bir yere yol aldı,gözler başka bir yere daldı..burnum soğuktan düştü buzdolabı kapağını açtığım ilk anda..kalbim tüm karanlığıyla bir başına ..kafam ise odamdan daha dağınık..over mod takılıyor..şimdilerde paramparçayım ben...canım sağolsun..

27 Kasım 2008 Perşembe

Faili Meçhul Cherry Cinayetleri


Kimliksizim..büyü dediler..Ben büyülenmeyi yeğledim.. bütün sinerjileri yakalamayı..acıyı hesaba katmaksızın kaybolmayı seçtim.. 1 değil 1çok katilim oldu benim.. sevenim boldu ya ondan olsa gerek dedim..Ben Lucifer'ın küçük sevgilisiydim.. Şeytanca severdi beni.. uslu bir bağlılığım vardı ona.. Leş gibi gecelerden uyanırdık her defasında.. her defasında leş gibi aşk kokan gecelerde kaybolmayı denerdik,boyumdan büyük korkularıma rağmen.. siyahın ara tonlarında yaşar kırmızıyı ise delice severdik.. güneşin cehennem sıcağında siyaha yakın kalplerimizle fast_motion yaşardık hayatı..aklımın içine süzülüyordu..aklımın gizli.. aklımın ona açık köşelerine..şeytan beni baştan çıkardı..sürat yaptık..hızlandıkça seçilmez oldu görmeye değer bütün fotoğraflar.. gözlerim karardı.. gözlerim karaydı benim.. çarpıştık..parçalandım..paramparça sözcüklerimin tüm sorumlusu odur..ben 1 değil çok lucifer sevdim..bu anlattığım sonuncusuydu..çok yaşamadım ama mutlu öldüğümü söyleyebilirim.bu aralar cehennemde zarif bir şeytanım..artık ne kübaya gidebilieceğim ne böcek yiyebiliceğim ne de okyanusda yüzebileceğim.. burası çok sıcak. sadece sıcak..
WRöTE IN HELL